“Fason üretim, Türk Makarnası imajına zarar veriyor”

Nihat Uysallı, Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği Başkanı: “Türk makarnası dünyanın en değerli makarnalarından bir tanesiydi. Fiyat rekabeti bunu tersine çevirdi. Türk makarnasının imajı bugün çok kötü. Uzak Asya dahi, “Biz alamayız, bu Türk Makarnası” diyor. Öyle bir alışkanlık yarattık ki, Türk makarnasına müşteri fiyat biçiyor. Yaptığımız hatalar yüzünden bugün Rusya’ya makarna satamıyoruz. Rusya yaklaşık 65-75 bin ton İtalya’dan makarna ithal ediyor. Burnunun dibindeki Türkiye’den almıyor.”

Türk makarna sektörü 30’a yakın fabrikası ve 2,8 milyon tonluk kurulu kapasitesi ile dünyada önemli bir yere sahip. Teknoloji olarak da kalite olarak da iyi durumdayız. Ancak bu kurulu kapasitemizin yarısına yakını maalesef atıl vaziyette. Üretim miktarı olarak İtalya ve ABD’nin ardından üçüncü sırada yer alan sektör, ihracatta ise İtalya’dan sonra ikinci sırada bulunuyor. Ancak sektörün için kendi içinde yaşadığı acımasız rekabet yüzünden ülke zarara uğruyor.

Benzer düşünceleri BBM Dergisi’ne verdiği röportajda dile getiren Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği (MÜSAD) Başkanı Nihat Uysallı, sorunlarının ana kaynağının fazla kurulu kapasiteleri olduğunu dile getirdi. İhracatta ve rekabette yaşadıkları asıl sorunların da buradan kaynaklandığını ifade eden Uysallı, “Maalesef ülke olarak bir sanayi envanterimiz yok. Bu sadece bizim sektörümüzde değil hemen hemen her sektörde böyle. Bu durumda bile hala sistem yeni tesisler için teşvik veriyor” değerlendirmesinde bulundu. 2018 yılında İtalyan rakiplerinin 1100 dolar/ton civarlarında ortalama fiyat ile ürün ihraç ederken, bizim ortalama fiyatımız 455 dolar/ton seviyelerine geriledi diyen Uysallı çözümün fason üretimden vaz geçerek markalı ürünlere yönelmekte olduğunu söylüyor.

Sizleri MÜSAD Başkanı Sayın Nihat Uysallı’nın sorularımıza verdiği cevaplarla baş başa bırakıyoruz:

Merhaba Nihat Bey, yıllardır makarna ve buğday sektörlerinin içinde yer alan duayen bir isimsiniz. Biz sizi tanıyoruz ancak okurlarımız için kendinizi ve Derneğinizi tanıtıp Türk makarna sektörünün geldiği nokta hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Öncelikle teşekkür ederim. Yıllardır makarna sektörü içindeyim. Şu anda Nuh’un Ankara Makarnası Genel Müdürü olarak görev yapıyorum. İş hayatımdaki bu görevimin yanında Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği (MÜSAD) Yönetim Kurulu Başkanı, Orta Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçı Birliği Başkanlığı ve Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini yürütüyorum.

Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği’nden bahsedecek olursak, MÜSAD 2016 yılında kuruldu. Sektörde yeni bir anlayış ve vizyona sahip bir organizasyonuz. Sektörün gelişmesi ve “Türk Makarnası” imajının güçlendirilmesi hedefiyle Berrak Makarna, Barilla, Golda, Nuh’un Ankara, Selva ve Pastavilla (Tat Gıda) olarak bir araya geldik. Üyelerimiz Nielsen verilerine göre pazarın yüzde 80’ini, marka bilinirliğinde sektörün yüzde 90’ını temsil etmektedir. Türkiye’nin makarna ihracatının ise yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştiren derneğimize üye şirketler, makarna sanayinin markalı ürün ihracatında ise yüzde 70 payla öne çıkmaktadır.

Türk makarna sektörü 30’a yakın fabrikası ve 2,8 milyon tonluk kurulu kapasitesi ile dünyada önemli bir yere sahip. Teknoloji olarak da kalite olarak da iyi durumdayız.
Makarna sektörümüz bugün itibarı ile üretim miktarı olarak İtalya ve ABD’den sonra 3., ihracatta ise İtalya’dan sonra 2. sırada yer alıyor. Bu büyük bir başarı olarak görünse de geldiğimiz noktada maalesef fason üretim yapan bir ülke konumundayız. Rakibimiz İtalya 2018 yılı verilerine göre 1100 dolar/ton civarlarında ortalama fiyat ile ürün ihraç ederken, bizim ortalama fiyatımız 455 dolar seviyelerinde. Bu açıdan baktığımızda buğday gibi ülkemiz açısından önemli bir değeri dışarıya neredeyse bedava fiyatlarla transfer ettiğimiz ortaya çıkıyor.

2015 yılında 671 bin ton ürüne karşılık 417 milyon dolarlık ihracat geliri sağlanırken 2018 yılında 1 milyon 208 bin tonluk makarna satışına karşılık 553 milyon dolarlık döviz ülkeye girmiş. Tonaj olarak ihracat artışı yaşanırken, değer olarak aynı oranlarda bir artışın yaşanmamasını neye bağlıyorsunuz?
Evet daha ucuza daha çok ürün ihraç etmemizin sonucu bu. Ortalama fiyatımız ton başına 700 dolarlarda iken 2015 yılında 622 dolara 2018 yılında ise 458 dolara kadar düşüyor. Bu tamamen kendi içimizdeki rekabetle alakalı. 2,8 milyon tonluk kurulu kapasitemiz var ve bunun 1,8 milyon tonunu kullanıyoruz, kapasite kullanma kaygısıyla başlayan bir süreç bu.

SANAYİ ENVANTERİMİZ YOK
Üretim kapasitemizin yarısına yakınının atıl olmasını neye bağlıyorsunuz?
Çok fazla kurulu kapasitemiz var. İhracatta ve rekabette yaşadığımız asıl sorun da buradan kaynaklanıyor zaten. Maalesef ülke olarak bir sanayi envanterimiz yok. Bu sadece bizim sektörümüzde değil hemen hemen her sektörde böyle. Bu durumda bile hala sistem yeni tesisler için teşvik veriyor.

Sektörün ihracatının yüzde 60’tan fazlası Afrika ülkelerine gerçekleşiyor. Daha yoksul bir bölge olması hasebiyle bu ülkelere yapılan ihracat sektörde kalite sorununa yol açıyor mu?
Evet. Afrika pazarına yönelik olarak %30 yumuşak buğday kullanımına ilişkin tebliğ 2014 yılında yayınlandı ve Afrika pazarına fason üretim yapıyoruz. 2015 yılından bugüne ihracat performansımıza bakarsanız bu durumu açıkça görebilirsiniz. 700 dolar/ton olan ihracat birim fiyatımız 2015 yılından bugüne her yıl sürekli azalarak 460 dolarlara kadar geriledi. Afrika pazarında ise bu rakam 400 dolara kadar düşüyor.

Bu pazarda İran ve Mısır’ın, Türkiye’nin rakibi olduğu söyleniyor ama ben kesinlikle bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. Bu sadece benim iddiam değil, rakamlar da teyit ediyor zaten.

Şu anda miktar olarak İtalya’dan sonra en büyük ihracatçıyız ve dünya makarna ihracat pazarının %26,9’una sahibiz, İtalya ise %40,3 ile ilk sırada. Türkiye’nin rakibi olarak görülen İran ve Mısır’ın payı %2 civarında ve bu ülkelerin üretimleri kendi iç tüketimlerine ancak yetmekte. Kaldı ki İran’ın ortalama fiyatı 773 dolar, Mısır’ın ise 1000 dolar seviyelerinde. Yani ihracat ortalamamızı 550-600 dolarlara rahatlıkla çıkarabiliriz, bu fiyatlarda rakibimiz yok.

“HATALARIMIZ YÜZÜNDEN RUSYA’YA MAKARNA SATAMIYORUZ”
Türk makarnası dünyanın en değerli makarnalarından bir tanesiydi. Fiyat rekabeti bunu tersine çevirdi. Türk makarnasının imajı bugün çok kötü. Uzak Asya dahi, “Biz alamayız, bu Türk Makarnası” diyor. Öyle bir alışkanlık yarattık ki, Türk makarnasına müşteri fiyat biçiyor. Yaptığımız hatalar yüzünden bugün Rusya’ya makarna satamıyoruz. Rusya yaklaşık 65-75 bin ton İtalya’dan makarna ithal ediyor. Burnunun dibindeki Türkiye’den almıyor.

Bunun yanında Japonya yüksek miktarda, yüksek kalitede makarna ithal ediyor. Japonya bu alanda ithalatçı. Biz de Japonya’ya ürettiğimiz kaliteli, markalı makarnayı yüksek fiyattan satabiliyoruz. Bu durum, istediğimizde markalı ürün ihraç edebileceğimizi gösteriyor.

Bu sorunun çözümü için ne yapmalıyız?
Fiyatla rekabet etmekten korkmamalıyız. Markalı ihracatı teşvik etmeliyiz, ödüllendirmeliyiz. Belli bir fiyatın altına ihraç edilen ürünler desteklenmemeli. Teşvikler doğru yere yönlendirilmeli, denetlenmeli ve ölçülmeli. Yoksa heba oluyor.

DÜNYANIN EN UCUZ MAKARNASINI IRAK’A SATIYORUZ
Bu sorunlarına şimdi bir de Irak meselesi girdi. Irak’ın Türk makarna ve eriştesine getirdiği yasak sektörü nasıl etkileyecek? Bu pazar için ne gibi girişimlerde bulunuyorsunuz? Irak pazarının yaratacağı boşluğu nasıl kapatmayı düşünüyorsunuz?
Irak’ın aldığı bu karar, markalı ürün ihracatının önemini ortaya koyuyor. Biz bu meseleyi sadece Irak özelinde değerlendirmiyoruz. Marka ve pazar çeşitlendirmesi bizim için hayati önemde. Eğer ihraç ettiğiniz ürünlerde markalaşmaya önem verirseniz orası olmazsa, başka bir yer olur, bu tür durumlardan etkilenmezsiniz.

Ancak şu anda Irak kararının sektörü olumsuz etkiyeceği kesin. Irak, Türkiye’nin en ucuz makarnayı sattığı pazar. Haziran 2019’da 396 dolar fiyatı vardı. Bir pazara dünyanın en ucuz makarnasını da satsanız, bir nedenle yarın orayı kaybedebilirsiniz. Bu yüzden de marka çok değerli.

Buğday ekim alanlarının azalması makarnanın en büyük hammaddesi olan durum buğdayı konusunda sıkıntı oluşturuyor mu?
Evet, bu yıl uzun yıllardan sonra ilk defa, makarnalık buğday tarafında büyük problem var. Türkiye’de ekim alanları daralıyor. Yüzde 25’lik bir daralma olduğunu görüyoruz. Çünkü buğdayda destek oranları çok düşük, dolayısıyla çiftçi ekmiyor ve sonuçta bu yıl, beklentimizin çok üzerinde bir rekolte düşüşüyle karşılaştık. Bakanlık makarnalık buğday tarafında 3.5 milyon tonluk beklentiyi, 2.7 milyon tona revize etti.

SANAYİCİ OLARAK ÇİFTÇİNİN PARA KAZANMASINI İSTİYORUZ
Bu rekolteye göre bu yıl 4.5 milyon ton civarında makarnalık buğdaya ihtiyacımız var. Makarnalık buğday konusunda bu yıl net ithalatçıyız. Bu fiyatlara da yansıdı. İlk defa sezon başında korkunç bir fiyat artışı var. TMO Haziran ayı sonunda 1.450 lira baş fiyat açıkladı. Geçen sene bu fiyat 1.110 liralardaydı. Sezon başında 1.800- 1.850 liraya yükseldi, Konya’da hasadın başlaması ile 1.700 bandına geldi.

TMO’nun çok acilen özellikle makarnalık buğdayda fiyat açıklaması lazım, çünkü stokçu oyuna girdi. Bunu fiyatlardan görüyoruz. Makarna sanayicisi, çiftçinin para kazanmasını istiyor. Çünkü para kazanmazsa ekmiyor.

Döviz kurundaki artışlar makarna üreticilerini ve ihracat pazarlarını nasıl etkiliyor?
Döviz kurunun yükselmesi ihracatçı olarak sanayicilere olumlu yansıyacağı düşünülebilir. Ancak durum böyle değil. Hammaddemiz olan durum buğdayının ülkemizdeki üretimi bize yetmiyor. İhraç edeceğimiz ürün için dışarıdan durum buğdayı ithal ediyoruz. Döviz kurunun yükselmesi hammadde maliyetlerimizi yükseltti ancak bunun karşılığında ihracat fiyatlarımızda aynı oranda bir artış olmadı. Çünkü ihraç fiyatımız çok düşük.

Özellikle bu yıl ülkemizdeki rekoltenin tahmin edilenin çok altında, yaklaşık 2,5 milyon ton civarında geleceğini düşünürsek, makarna sanayimizin bu yılki ithalatının yaklaşık 1,5 milyon ton civarında olacağını tahmin ediyoruz.

Avrupa Birliği ülkelerinin Türk makarnasına uyguladığı kotanın aşılması için yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Avrupa Birliği, büyük ve fiyat olarak iyi bir pazar. Buradaki kotaların kalkmasını destekliyoruz ve bu yönde görüşlerimizi de ilgili yerlerde dile getiriyoruz.

Sektörün gelişmesi ve Tük Makarnası imajının dünyada tanınması için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Bunun için öncelikli hedefi sektörün gelişmesi ve Türk Makarnası imajının artması olan MÜSAD’ı kurduk. Çalışmalarımızı derneğimiz çatısı altında yürütüyoruz.

Bu bizim için çok önemli bir konu. Tabii derneğimiz henüz çok genç ve çalışmalarımıza yeni başladık. Bunun yanında bu tek başımıza yapabileceğimiz bir şey değil. Ancak Dernek olarak elimizi taşın altına koymaya hazırız. Başta kamu olmak üzere, sanayicimizle, üreticimizle, sivil toplum örgütlerimizle ve üniversitelerimizle birlikte çalışarak bunu başarabiliriz. Bunun için tüm paydaşlarımızla iletişimimiz sürüyor.

Öncelikli olarak geçmişten bugüne mevcut durumumuzu iyi analiz etmeli, avantaj ve dezavantajlarımızı objektif olarak ortaya koymalıyız. Bunu da veri ve bilimsel temele dayalı çalışmalarla yapmalıyız. Bunun için MÜSAD olarak aylık sektör raporu hazırlamaya başladık. Karar vericilere her ay düzenli olarak ulaştırmaya başladığımız bu rapor; ihracat, ithalat, üretim gibi konularda sektörümüzle ilgili ülkemiz ve dünyadaki son durumu resmi rakamlarla ortaya koyuyor.

Bunun yanında dış pazarlarla ilgili bir analiz çalışmamız olacak. Bu konuda çalışmaya devam ediyoruz. Ayrıca buğday bizim için çok önemli. Son yıllarda çiftçimizin buğday ekiminden kaçtığını, ekim alanlarının daraldığını görüyoruz. Bu konuda da çalışıyoruz. Tohum kalitesinin ve buğday veriminin artması konusunda da çalışmalarımız olacak, temaslarımız sürüyor.

Türk makarna üreticilerinin kullandığı teknolojiyi değerlendirdiğinizde rakiplerinize göre ne durumdasınız?
Şu anda ülkemizde kurulu tesislere baktığımızda tesislerimizin çoğunda teknoloji konusunda sorun yok. Rakip ülkelere göre kurulu kapasite ve teknoloji konusunda iyi durumdayız. Hatta kapasite konusunda fazlamız var.

Türkiye makarna sektörü olarak global piyasalarda yeni trendleri takip edebiliyor musunuz?
Sektör olarak 160 ülkeye ihracat yapıyoruz. Dolayısıyla global piyasalardaki trendleri de takip ediyoruz. Ancak bunu firmalar, kendi marka anlayışıyla yapıyor. Dünyada 460 dolara makarna satıyorken, bunun da yüzde 80’ini fason satıyorken, yeni trendlerin uygulanması ve geliştirilmesi mümkün değil. Teorik olarak mümkün ama fiilen mümkün değil.

Toplumumuzda makarnanın kilo yaptığı ve sağlığa zararlı gibi gösterilmesi, sektörü olumsuz etkiliyor. Siz dernek olarak tüketicileri bilinçlendirerek makarna tüketiminin artmasını sağlamak için neler yapıyorsunuz?
Evet maalesef, özellikle konunun uzmanı olmayan kimi isimlerin de açıklamalarıyla ülkemizde böyle bir yanlış algı var. Bunu kişi başı tüketim verileri gösteriyor. Ülkemiz makarna ihracatında ikinci sıradayken, kişi başı tüketime göre baktığınızda gerilerde. İtalya’da kişi başı makarna tüketimi 23,5 kg iken, bizde bu rakam sadece 7,3 kg. Bu konuda firmalar olarak çalışmalarımız var. Üye firmalarımız iç tüketimde pazarın %80’ini temsil ediyor. Dolayısıyla iç tüketim de bizim için önemli bir konu. Dernek olarak her yıl Dünya Makarna Günü kapsamında, makarnanın doğru bir şekilde tanıtımı ile ilgili girişimlerimiz var ancak henüz yeterli değil. Daha da artması için çalışıyoruz.

Kontrol edin

FIRINCILIK, MAKARNA VE BİSKÜVİ ENDÜSTRİSİNDE GIDA GÜVENLİĞİ

Nüfus artışı, iklim değişikliği, insan sağlığı, kaynak yönetimi ve sürdürülebilirlik her geçen gün gıda güvenliğinin …