AFRİKA’DA MAKARNA, BİSKÜVİ VE FIRINCILIK ÜRÜNLERİ

“Zengin ve verimli topraklara sahip Afrika kıtasının kendisini besleyemiyor olması çok acı. Dünyanın ekilmemiş topraklarının yaklaşık %50’sine sahip bu kıta, tükettiği yiyeceğin yarısından fazlasını ithal ediyor. Afrika’nın ithal ettiği tüm gıdalara bakıldığında hububat listenin başını çekiyor. Buğday, pirinç ve mısır ilk üçte yer alıyor. Enerji açısından zengin olan tahıllar, Afrika tüketilen gıdaların %30’unu oluşturur. Afrika kıtasında yer alan ülkeler bu tahılları almak için her yıl 10 milyar dolardan fazla para harcıyor.”

tüketim araştırması

Afrika, yüzölçümü ve nüfus yoğunluğu açısından dünyanın en büyük ikinci kıtasıdır. 30,8 milyon kilometrekarelik alanı ile dünya yüzölçümünün %6’sını ve dünya üzerindeki toprakların %24,4’ünü kapsıyor. 1 milyar 300 milyona yaklaşan nüfusuyla dünya nüfusunun %15’ini barındırıyor. Dünya nüfusunun yıldan yıla artmasındaki en önemli aktörü Asya ve Avrupa ülkeleri olsa da Afrika ülkelerindeki doğurganlık oranının fazla olması da dünya nüfusunun artmasına sebep olmaktadır. Afrika ülkeleri nüfusu 2018 yılı itibariyle 1.3 milyona yaklaşmıştır.
Nüfus artışının baskı uyguladığı alanlardan ilki kuşkusuz gıda güvenliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Artan nüfusu beslemek ve gıda ihtiyaçlarını azami ölçüde tedarik etmek devletlerin temel görevlerinden biridir. Bu baskıyı azaltmak isteyen hükümetlerin gıda üretimi (tedariği) ile nüfus büyümesi arasında denge kurması beklenmektedir. Bu yüzden düşük üretim ya da verimsiz üretim koşullarının gerçekleşmesi, artan nüfus üzerinde gıda yetersizliği ve beslenme sorunları gibi problemlerle tezahür etmektedir.

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) son verilerine göre dünyada 27’si Afrika, 7’si ise Asya kıtasında olmak üzere 34 ülke, çatışma, kuraklık, sel ve benzeri nedenlerle halkını doyuracak gıdadan yoksun. Raporda yer alan 27 Afrika ülkesi şunlar: “Zimbabve, Burkina Faso, Çad, Cibuti, Eritre, Gine, Liberya, Malavi, Mali, Moritanya, Nijer, Sierra Leon, Burundi, Kongo, Etiyopya, Kenya, Lesotho, Madagaskar, Mozambik, Güney Sudan, Sudan, Svaziland, Uganda, Orta Afrika Cumhuriyeti, Somali, Kamerun ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti.”

Açlıkla mücadele eden bu ülkelere yapılan yardımların başında makarna, un ve pirinç ilk sıralarda yer alıyor. 25 Ekim’de kutlanan Dünya Makarna Günü dolayısıyla dünyanın dört bir yanındaki makarna sanayicileri, bu yıl da Uluslararası Makarna Örgütü’nün (International Pasta Organization) (IPO), düzenlediği “Makarnanın Gücü” kampanyası kapsamında, açlıkla mücadeleye destek veren yardım kuruluşlarına yaklaşık 2 milyon makarna tabağı bağışladı. Yardımların büyük çoğunluğu Afrika ülkelerine yapıldı. Afrika ülkelerinde yaşanan bu gıda yetersizliğinin önümüzdeki dönemlerde düzelmesi için yoğun nüfus artışı ile gıda tedariki arasında uyumun sağlıklı bir düzeyde gerçekleşmesi gerekmektedir.

Zengin ve verimli topraklara sahip Afrika kıtasının kendisini besleyemiyor olması çok acı. Dünyanın ekilmemiş topraklarının yaklaşık %50’sine sahip bu kıta, tükettiği yiyeceğin yarısından fazlasını ithal ediyor. Afrika’nın ithal ettiği tüm gıdalara bakıldığında hububat listenin başını çekiyor. Buğday, pirinç ve mısır ilk üçte yer alıyor. Enerji açısından zengin olan tahıllar, Afrika tüketilen gıdaların %30’unu oluşturur. Afrika kıtasında yer alan ülkeler bu tahılları almak için her yıl 10 milyar dolardan fazla para harcıyor.

Buğday, Afrika mutfağının başında yer alır. Binlerce ton buğday unu günlük olarak ekmek, erişte, bisküvi ve başka hamur işi yapılmak üzere kıtada fırınlar ve gıda işletmeleri tarafından kullanılmaktadır. Afrika ülkeleri buğday ithalatına her yıl 6 milyar doların üzerinde para harcıyor. Bazı kaynaklara göre Afrika’da tüketilen buğdayın yüzde %85’i ithal edilmektedir. Kıtanın en büyük ithalatçı ülkeleri ise Nijerya, Güney Afrika ve Angola’dır. Öyle ki, Nijerya, ABD’nin üçüncü büyük buğday alıcısıdır.

Nüfusu sürekli artan Afrika’da ekmek ve diğer aşırı tüketilen buğday ürünlerine olan talep her geçen gün artıyor. Bu da beraberinde kıtanın buğday talebini ve dışarıya olan bağlılığını her yıl biraz daha yukarılara taşıyor. Afrika kıtası buğdayın yanı sıra önemli bir pirinç tüketicisidir. Kıtadaki pirincin neredeyse yarısı ithal edilmektedir. Öte yandan uzun raf ömrü, uygun fiyatı ve besleyici özelliğiyle makarna açlığın pençesindeki Afrika ülkeleri için büyük önem taşıyor. Dünya makarna ihracatında ilk sıralara oynayan Türk üreticilerinin en büyük pazarını Afrika ülkeleri oluşturuyor.

Gerek Dünya Bankası olsun gerekse Afrika Kalkınma Bankası, son dönemde yayınladıkları raporlarda Afrika’nın geleceğinin tarımsal üretime bağlı olduğunu teyit etmiştir. Kıtanın artan nüfusunu besleyebilmesi öncelikle zirai üretiminin daha modernize ve verimli hale gelmesine bağlıdır.

Konumuz itibariyle baktığımızda Kuzey Afrika ülkelerinde, hububat kaynaklı gıda ürünleri, özellikle de makarna türevleri yaygın olarak tüketilmektedir. Afrika’nın orta kısımlarında ise kuraklığın, iç savaşların ve tarım politikasındaki hataların bir sonucu olarak günümüz koşullarında bir beslenme kültüründen söz etmek pek mümkün olamamaktadır. Ancak makarna ve bisküvi, bu bölgelerin birçoğunda yaşanan açlık sorunun kısa süreli çözümünde, önemli bir yere sahiptir. Akdeniz’e kıyısı olan Kuzey Afrika ülkelerindeki beslenme kültüründe, balık ve et ürünleri ile baharat çeşitliliği ön plana çıkmaktadır. Hububat kaynaklı gıda ürünleri, özellikle de makarna türevleri bu bölgelerde yaygın olarak tüketilmektedir.

Avrupa mutfağının etkilerinin yoğun olarak görüldüğü Güney Afrika ülkelerinde, başta mısır olmak üzere sorgum, darı, buğday ve pirinç bazlı gıdalar ön plandadır. Birçok ülkede olduğu gibi Güney Afrika ülkelerinde de ekmek önemli bir yere sahiptir. Özellikle tam buğday ekmeği ve mısır ekmeği beğenilerek tüketilir ve ana yemeklerin yanında sıklıkla servis edilir. Makarna tüketimi ise bölgeye yerleşen İtalyanların etkisi ile oldukça yaygınlaşmıştır. Tatlı tüketiminde, meyvelerin doğal olarak yetiştirildiği Güney Afrika’da çeşitli çörekler ve hamur tatlıları ilk sırada gelen seçeneklerdir.

Avrupa, Amerika ve çeşitli Asya ülkelerine kıyasla, et tüketiminin tahıl ve bakliyatların gerisinde kaldığı Güney Afrika’da ekmek, makarna ve bisküvi gibi beslenme ürünlerine duyulan ihtiyaç da her geçen gün artmaktadır. Aynı şekilde Avrupalı yerleşimcilerin kahve ve tatlı kültüründen etkilenmiş olan Güney Afrika ülkelerinde, çikolatalı, meyveli ve yöresel tatlarla hazırlanan kekler ve hamur tatlıları oldukça beğenilmektedir. Şimdi konumuz gereği Afrika’nın önde gelen bazı ülkelerini sizlere tanıtmak istiyoruz.

AFRİKA’NIN KALBİ NİJERYA
Nijerya, ekonomisi ve nüfusu bakımından Afrika’nın devi olarak anılıyor. 200 milyona yaklaşan nüfusu ile Nijerya Afrika’nın en kalabalık ülkesi ve dünyanın nüfus bakımından en büyük yedinci ülkesidir. Halkı tarafından “Afrika’nın kalbi” olarak nitelendirilen Nijerya, 1960’da bağımsızlığını kazanana kadar İngiliz idaresi altında bulunuyordu. Nijerya, Afrika kıtasının en kalabalık nüfusunu barındırmasının yanı sıra zengin doğal kaynakları ve tarım alanlarıyla da öne çıkıyor. Nijerya’nın coğrafi yapısı ve iklimi tarım yapılması için geniş imkanlar sunuyor. 910 bin kilometrekareden fazla alana sahip ülkenin yüzde 78’i tarım arazisi konumunda ancak ülkede ekilebilir arazi oranı yüzde 37 civarında bulunuyor. Sulanabilen arazi miktarı ise istatistiklere göre, 3 bin kilometrekare. Ekvator çizgisinin kuzeyinde yer alan Nijerya’nın iklimi ise bölgelere göre farklılık gösteriyor. Bu da tarımda çeşitliliğe imkan tanıyor. Ülkenin güneyi ekvatoral iklimin etkisindeyken orta bölümlerde tropik iklim hüküm sürüyor. Kuzeyde ise daha çok kuraklık görülüyor.

Nijerya, Afrika kıtasının Güney Afrika ile en büyük iki ekonomisinden biri olmasına rağmen 200 milyona yaklaşan nüfusu, ekonominin ağırlıklı olarak petrol gelirlerine dayanması ve gelirin çeşitlendirilememesi nedeniyle sorunlar yaşıyor. Son yıllarda düşen petrol fiyatlarıyla ekonomi 2016’da yüzde 1,5 küçüldü. Yaklaşık 480 milyar dolarlık gayrisafi yurt içi hasılaya sahip Nijerya’nın kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasılası 2015’teki 6 bin 200 dolardan 2016’da 5 bin 900 dolara geriledi. Petrol üretimi ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının üçte birinden fazlasını, ihracatının ise yüzde 90’ını oluşturuyor.

Birçok farklı etnik gruba ev sahipliği yapan Nijerya, yeme-içme kültürü itibariyle oldukça zengin bir ülkedir. Nijerya mutfağı, Nijerya’dan Amerika ve Avrupa’ya göç edenler sayesinde dünya çapında bilinen bir mutfaktır. Nijerya yemekleri küçük farklılıklara sahip olsa da Afrika tatlarını andıran bir özelliğe sahiptir. Çoğunlukla pirinç, yer fıstığı, sebze, meyve bulunduran Nijerya mutfağında bunların yanında, Nijerya’ya özgü temel çorba ve sulu yemek sosları, kuskus, kebap, ızgara, tavuk da sıkça tüketilmektedir. Çin, Endonezya, Hindistan, Uganda, Amerika gibi sıcak ülkelerin yanında Nijerya’da da tatlı patates yetişmektedir. Patates tatlı başta olmak üzere birçok yemek içinde kullanılmaktadır.

Nijerya, genel olarak tarımla geçinen bir ülkedir ve iklimi dolayısıyla birçok baharat ve otlar mutfağı süsleyen ürünler arasında bulunmaktadır. Mutfağının en belirgin özellikleri arasında da yemekler içinde bol baharat ve çeşni kullanılması yer almaktadır. Bu otlar ve baharatlar Nijerya yemeklerinde sıkça kullanılmaktadır. Ülke mutfağının acılı çorbaları, sulu yemekleri, sebze ve meyve kızartmaları, ekmek ve hamur işleri, etleri, tatlıları ünlüdür. Nijeryalılar Yarm adını verdikleri patatesleri ekmek yerine tüketiyor. Nijerya’nın en popüler yemekleri arasında Yulaf Ezmesi, Makarna, Karabiber Soslu Biftek, Pankekler, Sosisli Pilav geliyor.

MISIR’DA EKMEK, MAKARNA VE BİSKÜVİ
Mısır, coğrafi konum olarak üç önemli bölgeye ayrılır. Birincisi kuzeyde 1000 km’lik bir kıyı şeridi olan Akdeniz kıyısı ile doğuda yine 1000 km’lik Kızıldeniz kıyı şerididir. İkinci bölge ise Nil Deltasıdır. Yüzölçümü küçük olan bu bölge, nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölgedir. Üçüncü bölge ise, Nil Nehri’nin her iki tarafında ve Sina Yarımadası’nın ortasında bulunan çöldür. Bu coğrafi konum, toplumun sosyo-ekonomik konumunu belirlediği gibi yeme alışkanlıklarını da belirlemektedir. Ekmek, Mısır mutfağının baş tacıdır. Ekmek tüketiminde dünya birincisi olan Mısır’da kişi başına düşen günlük ekmek tüketimi ortalama 400 gramdır. Binlerce yıldır farklı formlarda üretilen ekmek, yemeklerin içine konulması için cep oluşturacak şekillerde de üretilmektedir. Kuzey ve Batı Afrika ile Mısır’da ekmek, gıda tüketiminin üçte ikisinden fazlasını oluşturmaktadır. Kişi başı makarna tüketiminin 1,2 kilogram olduğu Mısır’da, makarna pazarı ihracatçı ülkeler için cazip değil. Çünkü Mısır, kendi iç tüketimini ürettiği 400 bin ton (2013 verileri) makarna ile kendisi karşılamaktadır.

Tatlıya çok düşkün olan Mısırlılar, baklava ve kadayıf gibi tatlılar hemen her gün aranan tatlılardandır. Bu tatlıların en önemlilerinden biri kuruyemiş, süt ve yufkadan yapılan “Ommu Ali” (Ali’nin Annesi) tatlısıdır. Mısır bisküvi pazarı ise büyüme gösteren bir alandır. 2013 yılında bisküvi sektörü perakende satışları miktar olarak % 8 ve değer olarak % 11 büyüme göstererek 1 milyar 31 milyon Mısır lirasına ulaşmıştır. Sektörde miktar ve değer bazında en fazla artış gösteren alt grup çikolata kaplı ve tatlı bisküvilerdir.

TUNUS’TA EKMEK, MAKARNA VE BİSKÜVİ
Tunus mutfağı, Kuzeybatı Afrika ülkelerinin hemen hepsi gibi kendi özelliklerini taşıyan tipik bir mutfaktır. Tunuslular sabah kahvaltısında sütlü kahve içer, yanında reçel ve tereyağı sürülmüş ekmek yerler. Bu onlara Fransızlardan kalmış bir alışkanlıktır. Kendi ekmek çeşitlerini oluşturmakta başarılı olan Tunuslular diğer Mağrip ülkeleri gibi tam tahıl unu ve buğday unundan yapılan tavada da kızartılarak pişirilebilen düz ekmekleri tercih etmektedirler. Zaman zaman mayalı hamurdan da yapılan bu ekmekler kabarık olarak da tercih edilmektedir.

Mağrip ülkelerinin ortak yemekleri olan kuskusun hazırlanışı bile Tunus’ta kendine özgüdür. Tunus Mutfağı, kuzu eti, koyun eti, balık, deniz mahsulleri ve sebzeye dayanır. İtalyanların etkisiyle makarna çeşitlerinin Tunus mutfağında önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Öğle yemekleri akşam yemeklerine göre daha ağır olan Tunuslular bu öğünde genellikle kuskus, tajin veya makarna çeşitleri tüketirler. Tunus mutfağının en bilinen yemeği, adı bize hiç de yabancı olmayan kuskustur. Burada kuskus, genellikle ızgara ya da tavada hazırlanmış bir çeşit baharatlı sosis olan Merguez ile birlikte tüketilir. Bilindiği gibi dünyada kişi başı makarna tüketiminde İtalya, 26 kilogramla ilk sırada yer almaktadır. İtalya’yı 13,2 kilogramla Venezüella ve 11,9 kilogramla Tunus izlemektedir. 2013 verilerine göre yıllık 183 bin ton makarna üreten Tunus, sanayileşme politikasında önceliği tarım ürünlerinin işlenmesine vermiştir. Buradaki hedef, yakın zamana kadar her türlü gıda maddesini ithal eden ülkenin, öncelikle bu sektörde kendine yeterli olması ve daha sonra makarna ve kuskus gibi temel gıda maddelerini ihraç edebilmesidir. Bu alandaki büyüme devam etmektedir.

Tunusluların en tipik yemeklerinden biri “Brique” dedikleri, Türkiye’deki çiğ böreğe benzeyen börektir. Bu börek için; yufka ince olarak açılır ve bir tatlı tabağı büyüklüğünde kesilerek içine kıymalı iç konmaktadır. Bu arada tavada bol sıvıyağ kızdırılır ve böreğin içine bir yumurta bütün olarak kırılarak kapatılıp hemen kızgın yağa atılır. Brique iki ucundan tutularak yenir. İyi pişen bir Brique’te yumurtanın beyazının pişip, sarısının akıcı kalması gerekmektedir. Bu arada zeytini, bademi ve hurmayı da unutmamak gerekir. Tunuslular badem ve hurma ile çok değişik tatlılar ve kurabiyeler yaparlar.

AFRİKA’NIN EN KALABALIK 10 ÜLKESİ
Nijerya: 195,875,237
Etiyopya: 107,534,882
Mısır: 99,375,741
Demokratik Kongo: 84,004,989
Tanzanya: 59,091,392
Güney Afrika: 57,398,421
Kenya: 50,950,879
Uganda: 44,270,563
Cezayir: 42,008,054
Sudan: 41,511,526

Kontrol edin

Untitdxvled-1

ASYA’DA MAKARNA, BİSKÜVİ VE FIRINCILIK ÜRÜNLERİ

“Asya ülkeleri, beslenmede gelenekselleşmiş tüketim kültürü nedeniyle ekmek, makarna ve bisküvi gibi temel unlu mamullerde …