FIRINCILIK, BİSKÜVİ, MAKARNA TEKNOLOJİLERİ İTHALAT VE İHRACAT

“Gelirinin büyük kısmını makineden, yani teknolojiden sağlayacak Türkiye’nin rekabet gücü, diğer ülkeler için dikkat çekici bir hale gelir. Türkiye, makine imalatında uzmanlaşmış, teknik ve mühendislik bilgisi kuvvetli bir ülke. Sanayicilerimiz makine, yani üretim konusundaki çözüm ortaklarını Türkiye’den seçerlerse yabancıya bağımlılıktan kurtulurlar. Teknolojileri de emin ellerde, hatta kendi bünyelerinde gelişir. Türkiye, teknolojiyi ithal eden değil, üretip ihraç eden bir ülke olsun istiyoruz.”

özel dosya

Fırıncılık, bisküvi ve makarna sektörlerinin imalatında kullanılan makine ve teçhizatları üreten makinecilerin da içinde yer aldığı Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) üyeleri yurt dışına her gün 40 milyon doların üzerinde makine satıyor. Makine ihracatı, yılın 8 ayında 11 milyar dolara ulaştı. İlk 8 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,6 ihracat artışı yaşandı. Makine sektörünün, yılın ilk 8 ayında ihracatını 11 milyar dolara yükselttiği dönemde Türkiye’nin toplam ihracatı içindeki payı yüzde 10 olarak gerçekleşti. Makine sektörünün Ocak-Ağustos döneminde en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkeler Almanya, ABD ve İngiltere oldu. Gelişmiş ülkelerin tamamında pazar payını artırmayı başaran Türk makine sektörü ABD’de yüzde 21,9 Rusya’da ise yüzde 43,2 ihracat artışı sağladı.

Sektörle ilgili gelişmeleri Makine İhracatçıları Birliği (MİB) Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu’ndan dinleyelim.

kutlu karacelioglu

Sektör, geçen yıl 5,7 dolar seviyesinde olan ihracatta kilogram başına fiyatları 6,2 dolara kadar yükseltmeyi başardı. Makine İhracatçıları Birliği olarak, üyelerimizin dış ticaret süreçlerinde sorun yaşamaması ve sektörümüzün uluslararası rekabette geri kalmaması için ihracatçı firmalarla sürekli temas halindeyiz. İthalatçı ülkelerin kur farkını fırsata çevirmesine ve Türk makinelerin marka gücüne zarar vermesine izin vermeyiz. İleri teknoloji ve inovasyona yaptığımız yatırımlarla makinelerimiz gerçek değerini buluyor. Bunun en iyi örneklerinden biri kilogram başına ihracat fiyatlarımızın ABD’de 14,3 dolara kadar yükselmesidir.

“İTHAL EDEN DEĞİL, İHRAÇ
EDEN ÜLKE OLALIM”
Türk sanayicisinin Türk makinesi kullanmasını arzu etmemiz ve bunun teşvik edilmesinden memnuniyet duymamız basit bir milliyetçilik olarak açıklanamaz. Biz dünyanın makinesini üretiyoruz. Son 15 yılda makine ihracatını 9 katına çıkararak en çok artıran ülkeyiz. Yurt dışına her gün 40 milyon doların üzerinde makine satıyoruz. ABD’li firmalar bu makineler için bize kilogram başına 14-15 dolar ödüyor. Biz aynı makineleri Türkiye’de TL üzerinden son derece avantajlı fiyatlara satıyoruz. Dünya sanayicisi, Türkiye’nin makinecilerini tercih ediyorsa Türk sanayicisinin de ülkesine, ülkesinde üretilen makinenin kalitesine güvenmesi gerekir.

Türkiye’nin Makinecileri’ dünya ekonomisindeki durağan dönemi en iyi değerlendiren ülke sektörü olmayı başardı. Ar-Ge ve kalite yatırımlarımızı tamamlayıp üretim sürecine dâhil ettik. Türk makineleri beş yıl önceye göre çok daha rekabetçi ve verimli hale geldi. Kurumsallaşma çalışmalarımız ve yurtdışı tanıtım faaliyetlerimiz de dünyanın her yerinden makine kullanıcılarının, imalatçımızın sağladığı ilerlemeyi fark etmesini sağladı. Bugün ihracat artış hızımız bütün ülkelerin üzerinde. İhracat yaptığımız ülkelere baktığımızda Almanya, ABD ve İngiltere’ye ihracat artışımız yüzde 20’li seviyelere ulaşırken, Rusya ve Romanya’ya ihracatımızda yüzde 50 düzeyinde bir artış sağlandığı görüyoruz. Türkiye’nin Makinecileri olarak yılsonu hedefimizi yüzde 20 artışla 18 milyar dolar olarak belirlemiştik; bu hedefe ulaşacağımıza inanıyoruz. Bizim 2023 hedefimiz makine ihracatımızın toplam ihracatımız içindeki payını, ileri ülkelerde olduğu üzere yüzde 15-20 bandına yerleştirmektir.

Gelirinin büyük kısmını makineden, yani teknolojiden sağlayacak Türkiye’nin rekabet gücü, diğer ülkeler için dikkat çekici bir hale gelir. Türkiye, makine imalatında uzmanlaşmış, teknik ve mühendislik bilgisi kuvvetli bir ülke. Sanayicilerimiz makine, yani üretim konusundaki çözüm ortaklarını Türkiye’den seçerlerse yabancıya bağımlılıktan kurtulurlar. Teknolojileri de emin ellerde, hatta kendi bünyelerinde gelişir. Türkiye, teknolojiyi ithal eden değil, üretip ihraç eden bir ülke olsun istiyoruz.

MAKİNE SEKTÖRÜ ÜLKENİN LOKOMOTİFİDİR
Yüksek teknoloji ülkeler için büyük önem taşıyor. Birleşmiş Milletler’in son sınıflandırmasına göre Çin; ABD ve Almanya’nın toplamından daha fazla yüksek teknolojili ürün ihraç etti. Çin’in bu toplam içinde ihracat oranı yüzde 24 iken diğer iki ülkenin ihracatı yüzde 18 civarında kaldı. Yine bu tanımlamaya göre Tayvan’ın toplam ihracatı içindeki yüksek teknolojili ürün ihracatının payını yüzde 45’e çıkardığını görüyoruz. Güney Kore’nin ihracatındaki yüksek teknolojili ürünlerin payı ise yüzde 28. Sadece elektronik iletişimden örnek veriyorum. Almanya, ABD ve Japonya’nın toplam ileri teknoloji ihracatları 10-15 yıl içinde 83 milyar dolardan 63 milyar dolara düşerken aynı süreçte Çin, Tayvan ve Güney Kore’nin toplam yüksek teknoloji ihracatı 80 milyar dolardan 620 milyar dolara yükseldi. Bu Batı endüstrisi açısından net olarak kaybedilmiş bir alan haline geldi. Her ülkenin artık yatırım çekmek ve istihdam yaratmak için korumacı politikalara yönelmek zorunda kalışının sebebi de budur. Ticaret savaşları diye adlandırdığımız şey de bu. Bu alanda çoktan kaybedilmiş bir savaştan söz ediyoruz. Batı’nın elinde kalmış tek bir kale var o da ileri teknolojili makine imalatı ki onun da rakamları şöyle; Yüksek teknolojili makine imalatında Çin, Tayvan ve Kore son 15 yılda ihracatlarını 4 milyar dolardan 7 milyar dolara çıkartırken ABD, Almanya ve Japonya’nın 15 yıldaki yüksek teknolojili makine ihracatı ise 19 milyar dolardan 27 milyar dolara çıktı. Rekabetin bıçak sırtı olduğunu ve Batı’nın bu savaşta çok zorlanacağını görüyoruz. Endüstri 4.0 argümanı da aslında bu sebeple ortaya konulmuştur. Bu rakamlar küresel ekonomideki değişimin kaynağını göstermesi bakımından önemli. Dünyadaki bu değişimin bizlere de önemli fırsatlar getireceğine inanıyorum.

Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu (MAKFED) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran:

adnan dalkıran
Makine sektörü ülke ekonomisi açısından büyük önem taşıyor. Bir trende lokomotif ne ise makine sektörü de odur. Bunu kabul etmeyen ülkeler gelişmiş ülke sınıfına asla giremezler. Son 60 yılda gelişmekte olan ülke sınıfından gelişmiş ülke sınıfına giren sadece iki ülke var: Tayvan ve Güney Kore. Bunu da makine, elektronik ve yazılıma yoğunlaşarak yapmışlar. Dünyada makine üretmeden zenginleşmiş bir ülke yok. Çin’in 1992’de makine ihracatı 3 milyar dolar iken 2005 yılında 270 milyar dolara çıkmış. Neden bu alana yatırım yapmış çünkü üretim araçlarını kendi üretemeyen ülkeler teknolojiyi dışarıdan alıp hamallık yaparlar. Eğer Türkiye büyük ekonomi olacaksa makine sektöründe dünyada söz sahibi ülke olmak zorunda. Ülkemizde böylesi bir makine imalat sanayii altyapısı oluşmuşken bunu büyütebilecek stratejiler ortaya konularak bu yapılabilir.

UN VE BULGUR İHRACATINDA ZİRVEDEYİZ
Birazda bu makineleri kullanarak ülke ekonomisine katkı sağlayan Fırıncılık, Bisküvi ve Makarna sektörlerinin üretim ve ihracat rakamlarına bakalım. Ülkemiz bugün hububat üssü konumundadır. Son 15 yıldaki gelişmelere baktığımızda dünya hububat ticaretinin, Türkiye’nin etrafında döndüğünü görmekteyiz. Bugün ülkemiz un, bulgur, bisküvi ve makarna gibi mamullerde dünyada ön sıralarda yer almaktadır. Buğday üretimi konusunda kendine yeterliliği oldukça yüksek düzeyde olan ülkemizin TÜİK verilerine göre 2016/17 dönemi yeterlilik derecesi % 103,8’dir. Ancak bazı yıllar olumsuz iklim koşullarına bağlı olarak üretim ve kalitede yaşanan sorunlardan dolayı talep karşılanamamakta ve ithalat yapılmaktadır. Ülkemiz tarafından buğday ithalatı yapılmasının ve ithalatın yıllar içerisinde artış göstermesinin en önemli sebebi buğdaya dayalı mamul madde (un, makarna, bisküvi, irmik ve bulgur) ihracatının giderek artmasıdır.

Genel olarak ülkemizde buğday, arpa ve mısır üretimimiz iç talebi karşılayacak düzeydedir. Ancak artan mamul madde ihracatımız için gerekli ham madde ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak ithalat yapılmaktadır. Ülkemizin 2015 yılında iklim şartlarındaki olumlu gelişmeye bağlı olarak üretimde yaşanan artışla buğday ithalat miktarı 4 milyon 350 bin ton olmuştur. Ülkemizin buğday ithalatı 2016 yılında 4 milyon 226 bin ton ve 2017 yılında da 4 milyon 991 bin ton olarak gerçekleşmiştir.

Ülkemizde son dönemlerde buğday ithalatının büyük çoğunluğu navlun ve rekabetçi fiyat avantajına bağlı olarak Rusya Federasyonu, Ukrayna, Litvanya, Meksika ve Kazakistan’dan yapılmaktadır. Ülkemiz buğday üretiminde arz fazlası olduğu dönemlerde Toprak Mahsulleri Ofisi, piyasaları düzenlemek amacıyla diğer müdahale yöntemlerinin yanı sıra ihracat da yapmaktadır. Ülkemizin 2010 yılı buğday ihracat miktarı 1 milyon 171 bin ton ile son dönemin en yüksek seviyesidir. 2017 yılı buğday ihracatı ise yaklaşık 42 bin 581 ton olarak gerçekleşmiştir.

Makarna ihracatında önemli başarılara imza atam ülkemizin makarnalık buğday ithalat son yıllarda giderek artmaktadır. 2016 yılında makarnalık buğday ithalatı, yaklaşık 756 bin ton ile son yılların en yüksek seviyesinde gerçekleşmiştir. 2017 yılı makarnalık buğday ithalatı miktarı ise yaklaşık 419 bin ton olmuştur. Makarnalık buğday ithalatının yıllar içerisinde artmasında ülkemiz mamul madde (makarna, bulgur, bisküvi, irmik ve şehriye) ihracatındaki artış önemli rol oynamaktadır. Ülkemizin 2017 yılı makarnalık buğday ihracatı ise yaklaşık 11 bin tondur.

TÜRKİYE’NİN BUĞDAY
MAMULLERİ İHRACATI
Ülkemiz, yıldan yıla artan mamul madde ihracatı ile dünyanın önemli unlu mamuller ihracatçısı konumuna gelmiştir. 2017 yılında; Türkiye un ihracatı 3.490 bin ton, makarna ihracatı 1.055 bin ton, bulgur ihracatı 257 bin ton, irmik ihracatı 60 bin ton ve bisküvi ihracatı 443 bin ton olarak gerçekleşmiştir. 2017 yılında mamul madde ihracatında 2016 yılına göre en fazla artış makarna ve irmikte gerçekleşmiştir.

Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Ticaret Merkezi (ITC) verilerine göre; 2017 yılında ülkemiz dünya un ve bulgur ihracatında birinci, makarna ihracatında ise ikinci sırada yer almıştır. İrmik ve bisküvi ihracatımız ise her yıl artarak devam etmektedir. Yıllar itibarıyla mamul madde ihracatları artış göstermiş olup 2017 yılında mamul madde ihracatımızın buğday karşılığı 7,3 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

TÜİK verilerine göre, Türkiye’nin makarna üretimi 2016 yılında 1 milyon 347 bin 649 ton olarak gerçekleşti. 2017 yılında 1 milyon 55 bin 138 ton olan makarna ihracatı, Ocak-Ağustos 2018 döneminde ise 777 bin 870 oldu. Türkiye, yıllık ortalama 1.3 milyon tonluk üretimiyle İtalya ve ABD’nin ardından dünya makarna üretiminde 3’üncü, makarna ihracatında ise İtalya’nın ardından ikinci sırada bulunuyor. Yaklaşık 600 bin ton civarında bir iç pazara sahip olan Türkiye makarna sanayi firmaları, 150’den fazla ülkeye ihracat yapıyor.

IRAK İLK SIRADA YER ALIYOR
Türkiye Hububat Bakliyat Sektör Kurulu Başkanı Mahsum Altunkaya:

mahsum altunkaya
2018 yılının ilk 9 ayında Güneydoğu Anadolu bölgemizden 1 Milyar 543 Milyon tutarında hububat bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı gerçekleştirildi. Bu 4 milyar 850 milyon dolar olan Türkiye genelinde sektörümüz ihracatının yaklaşık %32’si. Aynı zamanda bölgemizde yapılan toplam ihracatın yaklaşık %25’ini sektörümüz gerçekleştirmekte. Bu tablo, sektörümüzün bölgemizin ekonomik durumu açısından önemini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda, ihracatımızda komşu coğrafyaların önemli paya sahip olması da çevre ülkelere de gıda sağlanması anlamında bölgemizin sektör ihracatının, Ortadoğu bölgesi için de önemli bir misyon taşıdığını göstermektedir.

Bu süre zarfında ihracatta ilk sırayı, 356 milyon 289 bin dolar ile buğday unu almaktadır. Bunu, 288 milyon 532 bin dolar ile makarna takip etmektedir. Üçüncü sırada ise 189 milyon 734 bin dolar ile Bisküvi-Pasta yer almakta. Güneydoğu Anadolu Bölgesinden dünya genelinde 160 ülkeye hububat bakliyat ihracatı gerçekleştiriliyor. Bölgemizden sektör ihracatımızın yaklaşık yarısı 780 milyon 241 bin dolar ile Irak’a yapıldı. Irak’ı 196 Milyon 249 Bin Dolar ile Suriye takip ediyor.

Kontrol edin

bread1

EKMEK, BİSKÜVİ VE MAKARNADA YENİ TRENDLER

“Unlu mamuller uluslararası gıda pazarının önemli bir unsuru olduğundan, fırıncılık sektörü hızlı bir değişim sürecinden …