2000’lerin Gıdalarına Tüketicilerin Bakış Açısı

“Günümüz tüketicisi müthiş bir reklam bombardımanı altında. Kafası gıdalar dışında daha birçok konuda çok çok karışık, neye inanacağını neye güveneceğini bilemiyor. Gıdalar önemli bir yer tutuyor bu bilinmezlik içinde çünkü her gün en az 3 kere yemek yiyor. Kimi gelenekten şaşmıyor – annesi, babası ne yediyse köyden ne geliyorsa oradan devam ediyor; kimisi bütçesi yettiğince sağlıklı beslenmeye çalışıyor, kimisinin kafası ustamız gibi karışmış-pek sorgulamıyor da zaten. Kimisi de araştırıyor, sorguluyor. İşte bu soru soran tüketicilere güven vererek açıklama yapmak gerektiğini düşünüyorum.”Tugba-barutcuoglu

Tuğba BAYBURTLUOĞLU
Gıda Mühendisi, İşletme Bilimi Uzmanı

Kafamız çok karışık hayat hakkında… Nereye gideceğimiz, ne yapacağımız, nasıl yaşayacağımız hakkında kafamız çok karışık ve açıkçası kimileri de karıştırmaya devam ediyor. Gıdalara bakışımız ve seçimlerimiz de bu karışıklıktan nasibini fazlasıyla alıyor.

Saygın bir gıda dergisinde “2000’lerin Gıdalarına Tüketicilerin Bakış Açısı” başlıklı bir yazıya bir nevi “felsefe yaparak” girmek istemezdim. Fakat günümüz tüketicisinin gıdalara bakış açısına yorumum son dönemde bu girizgah ile başlıyor.

Gıda sektöründe 20 senedir farklı alanlarda çalışmış bir gıda mühendisi olarak ve bunun son 8 senesini de hem bebesini hem de organik markasını büyütmeye adamış bir gıda mühendisi anne olarak biraz hakkım var diye düşünüyorum. Her hafta onlarca müşterime telefonda ya da e-postada kafa karışıklığını giderecek şekilde açıklama yapmakla meşgulüm çünkü.

Geçenlerde evdeki birkaç tamirat vs işleri için sevdiğimiz bir ustamızı çağırdık. Öğleden sonra karnımız acıktı, ortalık kalkıp gidecek kadar dağınık olduğundan dışarıdan lahmacun-kebap bir şeyler söyleyelim dedik. “Bir yer var tavuk şişi çok güzel yapıyor” diye konuşurken “Ben tavuk yemiyorum yenge” dedi ustamız. Amenna, başka bir yemek söyledik kendisine. Eşyalardan yer açtık, oturduk hep beraber yedik yemeğimizi. Buraya kadar bir sorun yok ama tavuk yemeyen ustamız yemek biter bitmez izin isteyip balkona sigara içmeye gitti.

‘Buyurun cenaze namazına’ sözü bence bu durum için söylenmiş. Tavuk zarar verebilir diye yeme ama her nefeste binlerce zehri ciğerlere çek. Kafa karışıklığı değildir de nedir bu?

Sevgili medyamız, hocalarımız ve açıkçası biz, yani bu ülkenin eğitimli mühendisleri, doktorlar falan filan bu beye ulaşamamışız ne sigara konusunda ne tavuk konusunda. Sigaranın vücuduna yapabileceği tahribatı anlatmakta çok eksik kalmışız. Hadi tamam artık sağır sultan duydu denilebilir ama işte adam davranışını değiştirecek kadar ikna olmamış. Belki bizim gıdacılar olarak tam konumuz değil ama tavuk konusunda da doğruları aktaramamışız. Durumun saçmalığını hiç düşündürtme derdimiz de olmamış; nasıl olsun, benim bile ancak başıma gelince kafama dank etti.

Bir gazetenin alınması, bir televizyon programının seyredilmesi için haber niteliği taşıyan bir yayın yapması gerekiyor. Daha fazla ilgi görmesi için de daha şaşırtıcı haber niteliği taşıyan bir yayın olmalı. Daha fazlası için daha da şaşırtıcı…

Bu denklem tahmin edeceğiniz gibi sonsuza kadar gidebilir ama etik duvarına çarpıyor. Bazen de çarpmıyor çünkü konuk koltuğunda çeşitli mesleklerin bilirkişileri oturuyor ve sürekli anlatıyorlar. Bu bilirkişilerin söylediklerini bir bölümü doğru, ona lafım yok ama bir bölümü de ya çok abartı ya da bilgi eksikliğinden dolayı yanlış ve ego fazlalığından dolayı da düzeltilmeye gelmiyorlar. Bir bölümü tam evlere şenlik, her konu hakkında ahkam kesebiliyor ve genellikle demeçleri “Şok şok şok! Ünlü bilmem kim zıkkımın kökünde çok vitamin var yiyin” manşetleri ile öne çıkartılıyor.

Güleriz ağlanacak halimize
Ne yazık ki kurunun yanında yaşın da yandığı bu bilirkişilere de reyting vs peşinde koşan flaş flaş flaş medyacılara da yeter artık denmeyecek. Bir şekilde insanların merak duygusunu gıdıklayacak bir yol bulacakları için denemeyecek.

Bir de özellikle televizyon için farklı bir açı daha var. En çok reklam veren firmalar hızlı tüketim gıdacılar. Bunların içinde ürünlerini ab-ı hayat gibi sunan rafine gıdacılar da en yüksek orandalar. Seyirciyi çeken konu başlığının para kazandıran reklamların çoğunluğu ile taban tabana zıt olduğunu bir ben fark etmemişimdir sanırım.

Yine de çözümsüz değiliz. En azından konunun uzmanı olarak bize soru soran tüketicilere en yeni bilgimiz dahilinde cevap vermeliyiz düşüncesindeyim. Tüketici müthiş bir reklam bombardımanı altında. Kafası gıdalar dışında daha birçok konuda çok çok karışık, neye inanacağını neye güveneceğini bilemiyor. Gıdalar önemli bir yer tutuyor bu bilinmezlik içinde çünkü her gün en az 3 kere yemek yiyor. Kimi gelenekten şaşmıyor – annesi, babası ne yediyse köyden ne geliyorsa oradan devam ediyor; kimisi bütçesi yettiğince sağlıklı beslenmeye çalışıyor, kimisinin kafası ustamız gibi karışmış-pek sorgulamıyor da zaten. Kimisi de araştırıyor, sorguluyor. İşte bu soru soran tüketicilere güven vererek açıklama yapmak gerektiğini düşünüyorum. Özellikle aklındaki soruyu tam dinlemek, savunmaya geçebileceği ve size algılarını kapatabileceği için topladığı bilgileri kötülemeyen bir diyalog başlatmak, soruları içtenlikle yanıtlamak ve kesinlikle yapıcı olmak taraftarıyım. Açıkçası ben gıdacı olmasaydım bu soruları sorduğumda (ki kesin sorardım) bu şekilde cevap almak, ötekileştirilmemek isterdim.

Kontrol edin

pide taş devri

Taş Devri’ndeki pidenin tadı

Ürdün’ün kuzeydoğusundaki Şubeyka 1 kazı alanında Natufian medineyetini araştıran Kopenhag, Londra ve Cambridge üniversitelerinden arkeolog …