Dünya Ekmek Pazarı ve Trendler

Sofralarımızın baş tacı ekmek, insanların gelir düzeyi ve statüsü, etnik ve yaş grubu fark etmeksizin tükettiği bir gıda. Her yörenin ve bölgenin kültürünü yansıtan ekmek, günlük meşakkatin belki de en büyük sebebi. Buğday ve ekmek, yüzyıllardır insanlığın temel besini olmuştur. Bazen bir dilimi zenginliğin sembolü, bazen de israfın ve savurganlığın tarifi oluvermiştir. Artan dünya nüfusuna paralel her geçen gün büyüyen global ekmek pazarının 2020 yılında 215 milyar doları aşması bekleniyor. 

dunya ekmek pazari

İnsanoğluna en çok besin maddesi sunabilen gıda, buğday ekmeğidir. Ekmeğin farklı türlerine yönelik talep her geçen gün artmaktadır. Özellikle metropollerde sağlıklı beslenme eğiliminin artmasıyla farklı ekmek çeşitleri raflarda yer almaya başladı. Son yıllarda sayıları giderek artan endüstriyel fırınların yeni dağıtım kanallarıyla en ücra yerlere kadar ürünlerini ulaştırmasıyla bölgelerin kendine has ekmek çeşitleri ise yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutuyor. Yulaflı, kepekli ve yağlı tohumlar ile hazırlanmış ekmek çeşitlerine yönelik talep artıyor. Bunun yanı sıra, paketlenmiş ve dilimlenmiş ekmekler daha fazla tercih ediliyor.

Ekmek, genellikle tahıl ununa su, tuz karıştırılarak hazırlanan mayalı veya mayasız hamurun şekillendirilerek pişirilmesinden elde edilen bir besindir. Çoğunlukla buğday unu kullanılmakla beraber mısır, çavdar gibi tahıl unlarından da ekmek yapılmaktadır. Genellikle bir başka besinle birlikte tüketilebiliyor. Alternatif gıdalar ve farklı fırıncılık ürünleri geliştikçe geleneksel ekmek tüketimindeki artış da yavaşlıyor.

Buğday ve ekmek, yüzyıllardır insanlığın temel besinidir. Çevre koşulları beslenme alışkanlıkları üzerinde değişiklik gösterdiği için farklı bölgelerde yaşayan insanların tükettikleri besinlerin bünye üzerindeki etkileri farklı oluyor. Buradan yola çıkarak buğdayın ana vatanında yıllardır yaşamış, buğdayı ve buğday türevlerini ana besin kaynağı olarak tüketmiş Anadolu insanının sofrasından un ve ekmeği, çıkarmak veya eksiltmek yanlış olacağı gibi fizyolojik yapının dengesini de olumsuz anlamda etkileyecektir.

Dünya genelinde ekmek ve fırıncılık ürünleri pazarının yapısı ülkeden ülkeye ciddi değişim göstermektedir. Çeşitli işlerin kaynağı olan ekmek üretimi, toplumların her yerinde görülebilecek bir değer yaratma zincirinin altını çiziyor. Kültürel açıdan bakıldığında ekmek, Avrupa’da güçlü bir ekonomik sektörü temsil eder. Avrupa Fırıncılık sektörü, 190 binin üzerinde KOBİ’den ve 2 bin 200 büyük şirketten oluşuyor. Avrupa Birliği’nde 2 milyondan fazla kişi bu sektörde istihdam ediliyor.

AB’yi oluşturan 27 ülkede ekmek pazarı 32 milyon ton civarındadır. Ekmek tüketimi alışkanlıkları AB içinde oldukça farklıdır. Ancak çoğu ülkede yılda kişi başı ortalama 50 kilogram ekmek tüketilmektedir. En yüksek tüketim seviyeleri Bulgaristan’da (yaklaşık 95 kilogram) kaydediliyor, en düşük tüketim ise İngiltere’de (yaklaşık 32 kilogram). Pazar yapısı Avrupa çapında değişiklik gösteriyor. Mesla İngiltere’de sanayi sektörü, üretimin yüzde 80’ini temsil etmektedir; Almanya’da yüzde 40, Fransa’da yüzde 35 ve İspanya’da yüzde 19’dur.

The Gira European bakery Company Panaroma verilerine göre Avrupa’da tüketilen unlu mamuller pazarının değer olarak yüzde 79’unu ekmek oluşturuyor. Taze ürünler pazar hacminin yüzde 68’ni domine ediyor. Paketli ürünlerdeki büyüme ise tuzlu pastacılık ürünleri ile birlikte sektör büyümesinin en önemli kısmını oluşturuyor. Türkiye kişi başına ekmek tüketiminde dünyada ilk sırada yer alırken dünya genelinde tüketilen ürün çeşidine göre ekmek hala tüm dünya pazarlarında ezici üstünlüğünü koruyor.

Ülkemizde olduğu gibi, ekmek tüketimi Avrupa ülkelerinde de sağlıklı ve dengeli beslenmede vazgeçilmez bir rol oynamaktadır. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme iyi yaşamın temelini oluşturuyor. Son yıllarda Avrupa’da ekmek tüketimindeki azalmanın en önemli nedeni yemek ve yaşama alışkanlıkların değişmesinden kaynaklanıyor. Buna rağmen ekmek, sağlıklı yeni yaşam biçimleri içinde ayrılmaz bir parça olmaya devam edecektir.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2007–2014 yılları arasında unlu mamuller sektörünün dünya pazarındaki hareketi incelendiğinde hem ihracat hem de ithalat hacmindeki pozitif büyümenin sürdüğü görülüyor. Ekmek ve unlu mamullerin değer bakımından ihracatında 2014 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,3’lük bir artış olduğu görülmektedir. Buna göre; 2013 yılında 30 milyar 122 milyon dolar olan toplam ihracat hacmi, 2014 yılında 31 milyar 422 milyon dolara ulaşmıştır. Bu rakamlardan yola çıkarak, ekmeğin uzun zamandır her evde temel gıda olarak tüketilmesinin, ekmek satış grafiklerinde büyük ölçekli değişiklikler izlenmemesinin sebebi olduğunu söyleyebiliriz. Ancak yeni ekmek çeşitlerine olan talebin artmakta olduğu çok açıktır. Yulaf ve kepek içerikli, tam tahıllı ekmeklerde, özellikle de kahvaltılık ekmek ürünlerinde belirgin bir talep artışı görülmektedir. Bu tip ürünlerin tüketimindeki artışın, beyaz ekmeğin satış grafiğini etkileyeceği düşünülebilir.

2020 YILI BEKLENTİSİ 215 MİLYAR DOLAR
Technavio/Bakery and Snacks verilerine göre 2015 yılında 187,1 milyar dolara ulaşan global ekmek ve sandviç ekmeği pazarının 2020 yılında 215,8 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Özellikle 2020 yılında oluşacak 215,8 milyar dolarlık pazarın yüzde 53,6’nın Avrupa ülkelerinden kaynaklanacağı, Amerika’nın pazardan yüzde 28,6 oranında pay alacağı tahmin ediliyor. Orta Doğu ve Afrika’yı oluşturan (MEA) ülkelerinin pazardan yüzde 6,9 ile en az pay alması beklenirken, Asya Pasifik ülkelerinin pazardan 10,9 oranında pay alması hedefleniyor. ABD, Avrupa, Orta Doğu-Afrika ve Asya-Pasifik ülkelerini içeren tüm global araştırmaların en önemli ortak sonucu, unlu mamuller sektörünün tüm dinamikleri ile büyüyüp değiştiği dikkat çekiyor. Fırıncılık ürünleri piyasasında Avrupa’nın baskın durumda olduğu su götürmez bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor.

Sektördeki değişimin sürükleyici etkenlerini; pazara yön veren tüketici eğilimleri ve değişen tüketim alışkanlıkları oluşturuyor. Sektördeki değişimde; metropol hayatı, hızlı ve yerinde tüketim, taze tüketim talebi, sağlıklı beslenme eğilimi, dağıtım kanallarındaki değişimler ve geleneksel ürünlere yönelim baş rol oynuyor.

Özellikle metropol hayatı, yoğun trafik ve şehir kalabalıkları tüm dünyada tüketim alışkanlıklarına yön vermeye devam ediyor. Bu değişimden ülkemizde hızla etkileniyor. Bu yüzden son dönemde, hızlı ve yerinde tüketim, fastfood zincirleri ve atıştırmalık unlu mamuller revaçta. Kültür transferi ve batılı beslenme alışkanlıkları sebebi ile Türkiye’de hamburger, pizza ve benzeri üretici zincirlerinin sayısı oldukça arttı. Metropol hayatı, çalışan kadınların yüzdesinin artması gibi etmenler ev dışı tüketime yöneltiyor. Restoran zincirleri yerinde sunumun yanı sıra paket servis ağlarını genişletiyor. Hızlı tüketime uygunluğu sebebi ile bu durum en çok unlu mamul sektörünü etkiliyor. Artizan fırınlar yerine endüstriyel üreticiler, standart ekmek unu yerine katma değer yüksek ürünler almaya başlıyor.

SAĞLIKLI BESLENME VE DEĞİŞİM
Sağlıklı beslenme eğilimi de sektördeki değişimde başrol oynayan etmenlerden bir tanesi. Bilinçli tüketici, sağlıklı beslenmeye yönelik yasal uygulamalar ve yazılı/görsel medya yönlendirmeleri resmen alışkanlıkları değiştiriyor. Tahıl içeriği yüksek ekmekler; tam buğday ekmeği, glütensiz, tuzsuz, trans yağsız, sodyum azaltılmış unlu mamuller, antioksidan içeriği yüksek, zenginleştirilmiş Omega3 içerikli ekmekler her geçen gün daha fazla ilgi görüyor.

Sağlıklı beslenme eğiliminin etkisiyle dünyada en çok tüketilen ekmek çeşitlerinden olan ‘Tam Buğday Ekmeği’ dünya genelinde beyaz ekmeği geçmiş durumda. Ülkemizde her ne kadar beyaz ekmek tüketimi hâlâ ilk sırada yer alsa da tam buğday ekmeği tüketimi son dönemde hızla artıyor.

Global unlu mamuller sektörü; ürün, üretim metodu ile satış ve dağıtım kanalı temelinde tanımlanıyor. Ürün temelinde bakıldığında ürün çeşitleri, ekmek, kruvasan, pastacılık, tuzlu pastacılık, bisküvi, tahıl karışımları, kraker ve gofret olarak görülüyor. Ürün teknolojileri açısından ise taze, paketli pişmiş, paketli donuk ve yarı donuk olarak görülüyor. Üretim Metodu Temelinde bakıldığında ise artizan üretim, fırınlar, market ve süpermarket içindeki fırınlarda taze üretilen ve satılan ekmekler. Endüstriyel üretim ise uzun raf ömürlü paketli ürün üreticileri, zincir fastfood üreticileri olarak dikkat çekiyor. Sektöre satış ve dağıtım kanalı temelinde baktığımızda ise perakende satış/dağıtım kanalı, fırınlar, modern perakende zincirler, zincir fırınlar ile horeca ve catering olarak göze çarpıyor.

Satış kanalı ve dağıtım noktaları bazında sektörün son 5 senesi incelediğinde; Artizan noktaların toplamdaki payları azalırken süpermarket ve benzeri modern zincir satış noktalarının toplamdaki payları artış göstermektedir. Artizan ekmekler, fırınlarda taze üretilen ve satılan ekmekler olarak tarif edilirken endüstriyel ekmekler ise paketli, uzun raf ömürlü, donuk ve paketli yarı pişmiş olarak biliniyor.

Dağıtım kanalına göre Avrupa ortalaması yüzde 34 artizan, yüzde 66 endüstriyel olarak şekilleniyor. Türkiye’de bu durum tam tersini işaret ediyor. Ülkemizde son yıllarda her ne kadar endüstriyel ekmek tüketimine doğru bir yönelme olsa da artizan ekmek tüketimi yüzde 60’ların üzerinde seyrediyor. Hatta Türkiye Avrupa ortalamasını artizan yönünde yukarı taşıyan ülkelerin en başında geliyor.

Kontrol edin

Recipes+ guarantee, better baking - Part 1: Biscuits - Monte Carlo biscuits

Dünya Bisküvi Pazarı Ve Trendler

Beslenmeye yönelik talepler dünya genelinde giderek artarken, bisküvi tüketimi de buna bağlı olarak yükseliyor. Hareketli …